“Canavarlar zamanı”

“`html

Gramsci’nin Canavarları: Modern Dünyanın Jeopolitik Dönüşümü

“Eski dünya sona eriyor, yenisi ise bir türlü doğmuyor; artık canavarların zamanı.” Bu söz, İtalyan Komünist Partisi’nin eski liderlerinden Antonio Gramsci’ye atfediliyor ve günümüzde, çözülmekte olan jeopolitik dengeleri anlamaya çalıştığımız bu karmaşık dönemde sıkça başvurulan bir alıntı haline geldi.

Son iki ay içinde, sağcı bir Belçika başbakanı, solcu bir İngiliz lider ve bir İrlanda merkez bankası görevlisi bu ifadeye atıfta bulundular. Yazar Rutger Bregman’ın BBC Reith Konferansı’ndaki konuşmasının başlığı da bu ifadeyi içeriyordu.

Instagram fenomenleri takipçilerini “canavarların galip gelmesine izin veremeyiz” diye uyarırken, LinkedIn’deki iş danışmanları “Gramsci aralığını” inceleyen grafikler paylaşıyor. Fakat, Gramsci bu şekilde bir sözü ne yazdı ne de söyledi. Bunun arkasında yatan güçlü ifade ise onu viral hale getiren unsur oldu.

“Canavarlar zamanı” ifadesi, 2026’da Beyaz Saray’dan ve savaş alanlarından edinilen haberlerin yarattığı rahatsızlık ve inançsızlık hissini özetliyor. Bu ifade, popüler kültürde ve Goya’nın “Aklın Uykusu Canavarlar Doğurur” adlı ünlü gravüründe de yankı buluyor.

Londra’daki Brunel Üniversitesi’nde siyaset tarihi profesörü olan Peter Thomas, “Stranger Things’in sonundaki Demogorgon olayında hissettiğimiz gibi bir kıyamet hissine kapılıyoruz,” diyor.

Ancak Gramsci, 1926 yılında faşist hükümet tarafından hapsedilmesinin ardından siyasi teori ve dilbilimdeki düşüncelerini kaleme aldığı defterlerinde canavarlardan bahsetmiyor. Orijinal İtalyanca metin şöyle der: In questo interregno si verificano i fenomeni morbosi più svariati.

Gramsci’nin en yaygın İngilizce çevirisi 1971’de gerçekleştirildi ve bu ifadeler “Bu fetret döneminde çeşitli hastalıklı belirtiler ortaya çıkar” şeklinde aktarılıyor. Bu, pek de özlü bir ifade değil.

2010 yılında, Gramsci’nin canavarlarıyla ilgili ilk atıf Sloven filozof Slavoj Žižek tarafından yapıldı; “Daimi Ekonomik Olağanüstü Hal” başlıklı makalesinde bu durumu vurguladı. Ancak Žižek, canavarlar ifadesini kendisine ait olmadığını belirtiyor ve başka bir kaynaktan aldığını savunuyor.

Aslında bu ifade, Fransızca bir versiyon olarak daha önce Gustave Massiah tarafından 2003’te kaydedilmişti. Gramsci’nin canavarları üzerindeki belirsizlik, düşüncelerinin günümüzdeki etkilerini daha da artırıyor. Gramsci, ölümünden sonra yayınlanan Hapishane Defterleri ile bu fikirlerin yayılmasına olanak sağladı.

Peter Thomas, Gramsci’nin bu eserleri aracılığıyla sosyalist devrimlerin geçmişte neden gerçekleşmediğini anlamaya çalıştığını ekliyor. “Egemen sınıf, taşıdığı kültürel kimliklerle topluma hükmedebilir,” diyor.

Gramsci’nin etkisi, Fransız sağcılığı ve günümüz popülist politikalarında bile hissedilmeye devam ediyor. Modern siyasette “canavarlar zamanı” ifadesinin nasıl evrildiği zamanla daha da belirginleşiyor. Ancak bazı analistler, bu ifadenin Gramsci’nin eylemci ruhunu represent etmediğini savunuyor. Peter Thomas, “Canavarlar; açıklanamaz, bir anda ortaya çıkan varlıklar olarak algılanıyor ve bu, düşünce sürecini engelliyor,” diyor.

Gramsci, devrimci potansiyeli görmüştü ve umudu kaybetmiyordu. Peter Thomas, “Zorluklar ne olursa olsun, zaferin elde edileceğine inanmayı başarmıştı,” diyor. Bugün ise bu şekilde düşünmek, birçokları için oldukça güç.

Bağımsız yayıncılığımızı desteklemeniz bizim için son derece kıymetli. Türkiye’de ifade özgürlüğünün tehdit altında olduğu bir ortamda, nitelikli yayıncılık yapma çabamızda yanımızda olmanız büyük önem taşıyor.

“`