Ahlaksızlık mı, ayin mi… Roma’dan Yunan’a yasak zevkler

ODATV ÇEVİRİ

Fellini’nin ‘Satyricon’ filmini izleyenler aşinadır; Yunan ve Antik Roma dünyasının imparatorları genellikle ‘orgy’ler yani seks partileri düzenleyen, keyfine düşkün karakterler olarak betimlenir.

Gördüğümüz bu partilerin, ahlaki kısıtlamalardan arınmış eski dünyada, bedensel zevklerin nihai kutlaması olduğu çıkarımını yapmayı sağlıyor.

Peki, gerçek böyle miydi?

NEDİR BU ORGY

Kelime İngilizce’ye, Yunanca ‘orgia’dan geçmiş: Orgia, tıpkı doğanın yenilenmesini kutlayan Dionysos gibi tanrıların onuruna düzenlenen ayinler anlamına geliyor. Gizemli kültleri içerdiği iddia edilir, daha önce ifşa olmamaya yemin etmiş kadın ve erkek müritleri kapsadığına inanılıyor.

Orgia terimi tutku ve heyecanıda temsil eder. Orgiastik ayinler -ki üstlerindeki gizem perdeleri nedeniyle haklarında çok az şey bilinir- toplu bir uyuşukluk durumuna ulaşmayı amaçlayan kendinden geçme, sallanma, objeleri şiddetli ve erotik biçimde sarsma olarak düşünülebilir.

Ancak 1800’ler sonrası, 19. Yüzyıl boyunca, özellikle Fransız Edebiyatı incelendiğinde bu alemler sıklıkla alkol ve yiyeceklerle ilişkilendirilen, cinsel grup uygulamaları anlamını aldı. Flaubert, 1839’da yazdığı ‘Smarh’ öyküsünde “Bir gece şenliği, çıplak kadınlarla dolu bir seks partisi, Venüs kadar güzel”betimlemesini kullanır.

HAYAT KADINLARI VE BALIK DENKLEMİ

Tüm bunlar düşünüldüğünde bir seks partisinin, modern bir icat olmadığı nihayetine varılabilir. Gastronomi ile erotik zevki harmanlayan ziyafetlere, klasik edebi eserlerden aşinayız.

MÖ 4. yüzyılda Yunan hatip Aeschines, Timarchus’a karşı yaptığı konuşmada, düşmanını “en utanç verici ahlaksızlıklara” ve “özgür bir soylunun kendini kaptırmaya izin vermemesi gereken her şeye” teslim olmakla suçlar.

Peki, neydi bu yasak zevkler?

Timarchus, flütçüleri ve hayat kadınlarını eve davet eder, onlarla yemek yer. Flütçülerin o davette sadece müzik yetenekleri için seçilmiş sanatçılar olarak değil, yemek yiyenlerin cinsel taleplerini karşılamak için hazırlanmış genç fahişeler olarak orada olduklarını anlamak pek de zor değil.

Hayat kadınlarını toplamak kadar çok pahalı balık yemek de MÖ 4. Yüzyıl hatiplerinin özellikle dikkat çektiği bir detay…

Demosthenes,” Sahte Elçilik” söylevinde sefahatin bu iki yönünü birbirine bağlamıştır.

MÖ 346’da Atina şehri, birlikleriyle Yunanistan’ı tehdit eden Makedonya Kralı II. Philip’e elçiler göndermişti. Ancak hükümdar, imparatorluk emellerini destekleyecek noktaya gelene kadar bu büyükelçileri yozlaştırmıştı.

İşte, Makedonya Kralı tarafınfan satın alınan bu elçilerden biri, Demosthenes tarafından haksız kazançlarını “fahişeler ve balıklar” uğruna çarçur etmekle suçlanıyor.

Hem etobur hem de şehevi çifte oburlukla…

ROMA SEFAHATLERİ

Öte yandan Romalı tarihçilerin seks ve yemeğin bir arada olduğu görkemli ziyafetleri de betimlediği görülmekte… MÖ 89-80 yıllarında, tiran Sulla, erotik içki partileri düzenleyen ilk Romalı siyasi lider olarak yazılmış… Bu konsepti, askeri bir sefer yürüttüğü doğu Yunan’dan aldığı iddia ediliyor. Plutarch, Sulla’nın çizgi roman aktörleri, müzisyenler ve mim sanatçılarıyla sabaha kadar eğlendiğini yazıyor (Life of Sylla, 36).

Erotik dans hayat kadınlarının yeteneklerinden biriydi ve aynı şekilde pandomim sanatına yönelmelerine de sıklıkla rastlanırdı.Hatta bazı metinlerde cinsel eylem sırasında ‘kıvrandıkları’ betimlenmektedir.

Latin tarihçi Suetonius, Tiberius’u arketip ‘ahlaksız İmparator’ olarak tasvir eder. Capri’deki sarayında cüretkar pornografik gösteriler sahnelediği, gözlerinin önünde ‘spintriae’ adı verilen cinsel eylemlerde bulunan genç aktörlerden oluşan bir şirket kurduğunu yazar. (Tiberius’un Hayatı, 43).

Suetonius’a göre Tiberius’un halefi Caligula ise misafirlerinin gözü önünde kız kardeşleriyle ilişkiye girecekti (Life of Caligula, 24). Ensest ve teşhircilikle, aynı anda iki Roma tabusunu yıktığını yazar.. Ayrıca karısı Caesonia’yı at sırtında, bir savaşçı gibi giyinmiş veya alternatif olarak tamamen çıplak olarak gösterir. Kocasının zaaflarında istekli bir suç ortağı olan İmparatoriçe’nin, bu özel seanslardan özellikle keyif aldığı, çünkü Suetonius’un iddiasına göre “sefahat ve ahlaksızlığa yenik düştüğü” yazar… (Life of Caligula, 25).

Suetonius, yaklaşık 20 yıl sonra, İmparator Nero’nun “partilerini öğlenden gece yarısına kadar sürdürdüğünü” yazıyor (Life of Nero, 27). Bu uzun ziyafetlerde tüm duyuların doyurulması gerekiyordu. Köleler tavandan çiçek yağdırıp havayı parfümle doldururken, yemek, müzik ve esnek vücutların senfonisi izlenirdi.

Historia Augusta’nın (Antoninus Heliogabalus’un Hayatı) yazarına inanılırsa, MS 220 civarında İmparator Elagabal’ın bir ziyafeti sırasında konuklar boğularak öldüler ve “kurtulamadılar”.

Ancak bu yozlaşmış ziyafetler, Roma İmparatorluğu döneminde bugün olduğundan daha yaygın değildi. Eski yazarların bu alem tanımlarının anlamı hakkında her zaman ahlaki bir amaç vardı: Ilımlılık ve ölçülülük adına “sefahati” kınamak.

HRİSTİYAN KINAMASI

Roma İmparatorluğu’nun Hristiyanlaşması bu ahlaki bakış açısını yalnızca güçlendirdi.

Aziz Augustine’in çalışmasında tam da bu konuya iyi bir örnek bulunuyor:

Galilee ziyafetinin hükümdarı Herod Antipas’ın üst üste yığılmış yiyeceklerle tasviri, konukların oburluğunun altını çiziyor. Augustine, tamamen Şeytan’ın işi olan bir ahlaksızlık ekliyor. Herod, büyük yeğeni Salome’den kendisi için dans etmesini ister. Uğursuz genç kadın, çılgın dansı sırasında göğüslerini gösterdikten sonra, karşılığında bir tepside servis edilen Vaftizci Yahya’nın başını talep eder. (Vaftizci Yahya’nın kafasının kesilmesiyle ilgili 16. Vaaz).

ROMA’DAN BABİL’E

Damien Chazelle’in klasik metinlerden kopan filmi Babylon, izleyiciyi üzerinde net bir ahlaki yargıda bulunmadan devasa bir seks partisi sahnesiyle karşı karşıya getiriyor.

Bu, belki de filmi ‘çirkin’ olarak nitelendiren eleştirmenler ile mucizevi bir ‘görsel alem’i selamlayan hayranlar arasında güçlü bir şekilde kutuplaşmasının bir nedeni…

(Kaynak: The Conversation)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir